BIRAKMA TÖVBE VE HİDAYET 

Çoğumuz hayatın bir yerlerinde kendimizi haksızlığa uğramış, suistimal edilmiş, anlaşılmamış, kandırılmış, istismar edilmiş veya geldiğimiz noktada tükenmiş hissetmişizdir.

Tükenmişlik, bıkkınlık, çaresizlik ya da kısır bir döngünün içinde kendini hapsolmuş gibi hissetmek çok elzem bir hidayetin yokluğunda sapkın bir enerjinin bizi evire çevire habire güdülüyor oluşunun kaçınılmaz sonuçlarıdır aslında. 

Buradan nasıl çıkılacağını farketmek şöyle dursun, buraya nasıl geldiğimizi bile tam bilemeyiz aslında. Sonuç olarak ta aradığımız cevabı hep yanlış yerlerde arar;  çözümü de bi şekilde nedenler dünyasının çıkmaz labirentlerinde  bulacağımızı zanneder dururuz. Çünkü çıkış noktamız gerçekler üzerine değil kurgular ve zanlar üzeredir. 

Kurgular ve zanlar dünyası aklın devrede olmadığı zamanlarda milyonlarca nöronun rastgele dans ettiği zihin pistinde bizi adeta yutuverir. Çünkü hakikatin algılanmasına ve yüzeye çıkmasına fayda edecek doğru soruları yalnızca aklımız sorabilir.  Aklın soruları; içinde bulunduğumuz durumları muhakeme etmek açısından önemlidir çünkü bu soruları sormadan önce anlattığımız hikaye ile, bu soruları sorduktan sonra anlatacaklarımız asla aynı şeyler olmayacaktır. 

Haklı veya mağdur veya çaresiz veya tükenmiş olduğumuzu her düşündüğümüzde ; bunun nedenlerini sorgulayarak daha da kaybolmak yerine,  şeytan güdüsünün bizi apaçık nasıl da ele geçirdiğini bize alenen farkettiren soruları kendimize yöneltmek yine aklın işidir. 

Ben bendeki aşırılıkların farkında mıyım? Mesela sevmekte haddi aştığım olmuş mudur ?  Peki ya hoşgörüde, tolere etmekte? Etrafımdakileri belli bir ölçüde desteklemiş miyimdir yoksa çoğu kez onların yerine işleri ben mi yapmışımdır? Sevgi hep var mıydı yoksa ben çoğunlukla aç mıydım? Farkında olmadan veya olarak verdiğim ödünlerle sevgiyi ve takdiri yakınlarımdan satın almaya kalkmış mıyımdır? Etrafımda düzensizlik olarak tanımladığım şeylere bakıp bir gün herşeyin “düzeleceğini” umut eder durur muyum? Düzelmediğini görmeme rağmen hala ısrarla düzeltebileceğimi zannetmiş miyimdir ?  Umut mu ederim, arzular mıyım,  yoksa diler miyim? Teslimiyetle yapılan eylemlerin yokluğunda bu üçünün de somut ve kalıcı bir faydasını gördüğüm hiç oldu mu? Ait olduğum yeri çok aradım mı? Ait olmayı çok arzuladım mı? Bulduğumu zannettim mi? Sürekli plan yaparak, önlem alarak, hesap ederek, hamle yaparak sonucu hep kontrol altına almaya çalışır mıyım? Yetmek, yeterli gelmek, yeterince iyi olmak hayatımın ne kadarını meşgul etmiştir? Seçim yapma özgürlüğüm var diye sonucu kontrol etme gücümün de olduğunu zannetmiş miyimdir ?  Gücün ve güçlü olmanın peşinden çok koşmuş muyumdur? Gücü, başarıyı ve kazancı kendi çabalarıma mâl etmiş miyimdir ? İçimde temkinli ve sağ duyulu olan tarafı susturup bile isteye birilerine veya birşeylere ikna olmak, kanmak, inanmak ve güvenmek istemiş olabilir miyim?  Hayatımda hep sorgusuzca güveneceğim ve yaslanacağım birileri olmasını içten içe istemiş miyimdir ? Sabırlı olmaktan sıkılıp dürtüsel davranmayı daha cazip bulduğum anlar olmuş mudur? Kanaatkar davranmak yerine arzularımın taşmasına ve abartmaya izin vermiş miyimdir?  Bana zarar verdiğini apaçık gördüğüm durumların içinde ısrarla durmaya devam etmiş miyimdir ? Kişilerden , durumlardan zor ve sıkıntılı zamanlarda medet ummuş muyumdur? Sorulmadığı halde söylemeye kalkmış mıyımdır ? İstenmediği halde zorla vermeye çalışmış mıyımdır? Bu işi olsa olsa ben hallederim diye sanmış mıyımdır ? Ben olmazsam hiçbir şey doğru düzgün yürümez diye hissetmiş miyimdir? Bana güç kaybettirecek herhangi bir açığımın veya kusurumun bulunmaması ve beni gözetleyenlere (!) hesabını veremediğim hiçbir şeyin olmaması için kılı kırk yarmış mıyımdır? Hata yapmayı gururuma yediremeyip suçluluk duygusuyla kibirimi örtmeye kalkışmış mıyımdır ? Herkesin gözünün benim üzerimde olduğunu sanacak kadar kendimi aşırı önemsemiş miyimdir ? Aile içinde, iş ortamında veya içinde yaşadığım topluluk içinde dikkat çekici, beğenilen, sevilen, alkışlanan ve de otoriteler tarafından SEÇİLEN bir KİMLİK olmayı içten içe arzulamış mıyımdır ? Bu imaj sevdasının her alanda bütün hayatımı nasıl sinsice yönettiğini farketmiş miyimdir? Bir kimlik, bir zihin veya bir imaj isem hakikat nezdinde aslında hiç yaşamadığımın farkında mıyım? Yüce Güçle bağlantımın koptuğu her an aslında hakkaten VAR olmadığımın farkında mıyım? Peki Bu hayatı bugüne kadar Var olma sevdası kılığında Yok olma arzusu ile yaşadığımın farkında mıyım? 

İşte bizi şirke, müstakilen varım sanrısına dolayısıyla kibire, gurura, öfkeye, nefrete, ikiyüzlülüğe düşüren ve çoğuna maalesef ki Evet cevabı verdiğimiz sorular.. Buna rağmen şimdi birisi çıkıp bize insanın bu hayatta en zevk aldığı şeyin kendisine zarar vermek ve kendisini Yok etmek olduğunu iddia etse hala buna hayretle şaşırır mıyız? Diyelim ki şaşırmadık ve o söyleyene katıldık, yine de buna rağmen aynı döngünün içinde ister istemez kaybolmaya devam etmez miyiz ? Etmiyor muyuz? Muhtemelen evet.. Çünkü biz nihai çözüme giden cüzzi bir adımızdır sadece ama bu cüzzi adım Yaradanın gözünde en kıymetli ölçümleme simgesidir. Tek bir adım, tek bir dua, tek bir niyet bazen de tek bir soru o ulvi kapının açılmasına ve hidayetin belirmesine yol açar. 

O zaman bizi bu gafletten bu illüzyondan  yalnızca ve sadece ne çıkarabilir? 

Tek arzumuz tek yakarışımız hidayet için olmalı… Gördüğümüz, anladığımız ve artık BIRAKTIĞIMIZ bu devasa gaflet için tövbe edelim.. bize üflenene bize ihsan edilene zarar verme ve içten içe onu hiçe sayıp yok etme arzusunun maşası oluşumuza tövbe edelim… edelim edelim de tesellisi olmasın artık bu tövbenin… Acısı sahicidir başlangıçta .. Acısı yaşanmayan tövbenin telafisi de olmaz keza.. işte O sahici acıdır bizi yakacak olan ateşe gönüllü olmayı sevdiren.. biz Yandıkça o söner.. ondan kaçmadığımızda artık serinler… Ateş öğretir.. ve gider seni teslim eder… Teslimiyetle gelecek hidayet.. işte tek çaremiz de O’dur.. Yanmanın samimiyetini yanmadan taklit edemez insan… çünkü O’nun nezdinde samimiyetin taklidi olmaz.

Betül Temeltaş

Visited 64 times, 1 visit(s) today

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir