O ki BİR ve TEK ‘tir(1). O’nun tek ve bir oluşunu söyleyiş sadece bir inanç beyanı değildir. Arzda, arşta, semalarda ve semavatta varlığın hakikatini bildiren kesin bir hükümdür. İşte bu hakikati gören her şeyde O’nu görür (2). Her şeyin başlangıcı, sonu, görüneni ve görünmeyeni O’dur. O evveldir, ahirdir, zahirdir ve batındır.(3) Dünya yaşamında insanın görevi dualite ve unutma perdesi içinde kaybettiğini ZANNETTİĞİ bu hakikati geri kazanmak ve arzda ; tam şuurlu , tam nurlu, tam idrakli fiziksel bedenli bir varlık olarak yaşamaktır. O ışığın içindeki ışıktır (4), O nur ala Nurdur.(5) Bu nur arzdaki her bir insanda zulmet ile perdelenmiştir. Bu Rabb’in ilahi mayası/illüzyonudur ve bunu aşmak zordur. (6)
Zulmet perdesinden çıkış için zihinsel tüm faaliyetlerde ustalık kazanılması(7) ilk adımdır. Nefsini arındıran felaha erer (8) ilahi yasası insanın tevhid hakikatinde şuurlanmasının yegane yoludur.
Tevhid yolu; Dünyayı, evreni ve dahi yaratılmış her şeyi aşan tek , mutlak, değişmez , yaratılmış hiçbir şeyle kayıtlanmayan, bağımsız, eşsiz ve bölünemez bir varlığın varlığını öğretir. Bu varlık öylesine bir varlıktır ki O’ndan başka varlık/ilah yoktur. O’ndan başka mevcut yoktur. O’ndan başka fail yoktur. Ve O, varlığın dahi ötesindedir. Var olmakla dahi sınırlı değildir . Kayıtlı, sınırlı, zamana ve mekana tabi olan insan ise kendi varlığında hakiki varlığı bulmak, keşfetmek ve yaşamakla görevlendirilmiştir.
Gerçek benlik ne doğar ne ölür; sonsuzdur, değişmezdir ve her zaman mevcuttur. (9)
Hakiki benlik ise ancak teslimiyetle açığa çıkar. Teslimiyetin temelinde Tevhid vardır. Tevhid olmadan teslimiyet mümkün değildir. Tüm faaliyetlerini Rabb’e adayan, Rabb’i en yüce hedef bilen, Rabb’e gerçek bir bağlılıkla bağlanan ve O’ndan başka hiçbir şeye bağlanmayan kişi Rabb’e teslim olmuştur.(10) Her kim benliğini Allah’a teslim ederse onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir. (11)
O, Bir ve Tektir demek; O’nda ne dışsal olarak, ne içsel olarak, ne kişinin zihinde, ne de hayal gücünde düşünülebilecek hiçbir çokluk veya bölünmenin bulunmadığını söylemektir. Bölünme, azalma, çoğalma, doğurma, doğma, değişme, ayrılma, sonlanma, başlangıç ve sonu olmayan Bir ve Tek Olan’a farklı kültür ve inanışlarda farklı isimler verilmiştir. En Güzel isimler O’nundur. (12) Tevhid ve teslimiyet sadece bir inanç ya da söz değildir; insanın mutlak varlık hakikatiyle kurduğu en derin bağdır. O’na teslim olan kişi sonsuz huzura ulaşır (13). O’nu tanımadan O’na teslim olmak ise mümkün değildir. Tevhid, Onun varlığını ve yüceliğini dosdoğru ve hakkıyla bilmektir. Tevhid’in olmadığı bir teslimiyet yanıltıcıdır. Pasifize, taklid, çiğ ve hamdır. Teslimiyette ilk ve en önemli adım Tevhid’dir.
Tevhid yolunda; arayıcının “ben” dediği varlığını, tek ve mutlak varlık olan Hakk varlıkta tamamen yok etmesine fenafillah denir. Fenafillah; sahte varlık egodan gelen pozitif ya da negatif tüm davranışların, alışkanlıkların, düşünsel eğilimlerin, duygusal eğilimlerin, arzuların, isteklerin, isteksizliklerin, kabullerin, dirençlerin yıkılmasıdır. Burada pozitif-negatif ayrımı yoktur. Bu yolda düşülen temel hata; pozitif görülen davranışların, eğilimlerin korunmaya çalışılması ancak sadece negatif görülen davranış ya da eğilimlerin değiştirilmeye çalışılmasıdır. Ancak kendini Yaratanı hakk bir şekilde tanımadan oluşturulmuş bu sahte karakter, negatif ya da pozitif ayrımı yapılmaksızın yıkılmalıdır. Pozitif diyerek korunan alışkanlıklar mutlaka karşıtı negatif alışkanlıkları da koruyacak ve güçlendirecektir. Pozitif zannedilen iyi niyetli olma tutumu korunur ise aynı derecede öfke ve nefret de korunmuş olacaktır. Sahte ve batıl karakter olan egoda pozitif zannedilen sevgi, sahtedir. Pozitif zannedilen şefkat sahtedir. Pozitif zannedilen vicdan sahtedir. Sessizlik dahi sahtedir. Egodan gerçek ve hakiki hiçbir şey çıkamaz. Bütün varlıklar yanılgıyla ‘ben’ der. Bu ‘ben’ sadece düşüncelerin ördüğü bir hayaldir. Onu gören, zincirlerinden kurtulur.(14)
Tevhit bilinci veya kesretteki vahdet bilinci sadece bilişsel değil; aynı zamanda duygusal, davranışsal, huysal, arzusal ve algısal bir değişim getirir. Egodan gelen dualistlik bilinç fenafillah ile gücünü yitirir ve yerine ruhsal bilinç yükselir. Arayıcının ancak o zaman teslimiyet/geri dönüş yolculuğu başlar. Tevhid’i idrak eden için teslimiyet, insanı asıl yurduna çağırır. Bu çağrının izini sürmek ise geri dönüş yolculuğunun ta kendisidir.
1) ihlas Suresi
2) Bhagavad Gitta
3) Hadid Suresi
4) Upanishad
5) Nur Suresi
6) Bhagavat Gitta
7) Patanjali Yoga Sutra
8) Şems Suresi
9) Bhagavat Gitta
10) Bhagavat Gitta
11) Bakara Suresi
12) Taha Suresi
13) Katha Upanishad
14) Budhha